Ergenlik ve Ben

Kimlik, beden ve sosyal gelişim üzerine bir rehber

Ergenlik ve Ben

ERGENLİK VE BEN

Psikologlar, antropologlar, filozoflar, anne ve babalar ve hatta ergenlerin kendileri ergenliği tanımlamayı çok uzun zamandan beri denemektedirler. G. Stanley Hall (1904) ergenliği "fırtına ve stres" zamanı olarak yorumlarken, P. Blos (1962) ise ergenliği, yetişkine özgü ayrıcalıkların kendisine verilmediğini hissettiği zaman başlayan ve bu ayrıcalıklar toplum tarafından kişiye verildiği zaman sona eren bir dönem olarak tanımlar.

Kullanılan tanım ne olursa olsun, bir insanın bugünün ve geleceğin sorunları ile başarılı biçimde uğraşabilmesi için, bebeklik, çocukluk, ergenlik ve yetişkinliğe doğru özel beceriler kazanması gerekmektedir. Ergenlik; bedensel, toplumsal, bilişsel olgunlaşma dönemidir. Ergenin bedeni, bildiği beden değildir artık. Bir şeyler dönüşmektedir. Çocuk bedeni yetişkin bedenine evrilmekte ve bu evrim kendisiyle ve çevresiyle olan ilişkilerini derinden etkilemektedir. Cinsel değişimi hem kendinde hem de akranlarında görür. Onlara bakar, kendine bakar, aynalar karşısında saatlerini geçirir. Onların gözünde kendi değişimine dair bir şeyler okuyabilmek, anlayabilmek ister.

Ergenlik

Dönüşen sadece bedenin biçimi değil, bedeninden kaynağını alan yeni uyarımlar, yeni duyumlar ve yeni hazlardır. Ergen, bu değişimi zihnin de tanımlama çabasına girerken ruhsal dönüşümü için sancılı bir dönem başlar. İçeriden ve dışarıdan gelen uyarılmanın baskısı altında; bedenini sahiplenmek, cinsel ve agresif dürtüleri ile baş etmek, anne ve babadan ruhsal olarak ayrılabilmek, özerklişebilmek, çocukluk bağlarından ve nesnelerinden vazgeçebilmek, yeni bağlar ve yeni nesneler kurabilmek çabasına girer.

Bu yeni beden alt üst olmuş yeni düzen içinde, ergeni bilinçli ve bilinç dışı bir şekilde kim olduğunu sorgulamaya itecektir. Bu sorgulama kendini ve ötekini tanıma sürecini yaşatacaktır. Ergen, okula bir parçasını, anne babaya bir parçasını, akranlarına başka bir parçasını yansıtır. Her biriyle ilişkisinde adeta ayrı bir parçasını ele alır. Bütün bu bağlar üzerinden de kendi öznel kimliğini oluşturur.

Var olan dış gerçeklik, ruhsal işleyiş bakımından oldukça önemlidir. Ergen içeride dönüştüğü kadar dışarıda da dönüşür. Sosyal statüsü değişir, meslek seçimi gündeme gelir, arkadaşları değişir; bu nedenle dış gerçeklik hem ergeni hem de çevresini meşgul eder. Ergenin iç gerçekliği ne kadar kaotik ise dış gerçekliği o kadar önemli olacaktır. Bu dış gerçeklik içinde kendi arzularını belirleme, kendi öznelliğini yaratma, ebeveynlerinden farklılaşma uğraşısındadır. Bazen bu farklılığı kıyafet tarzında, dinlediği müzikte, yaptırdığı dövmede yani eylemlerinde gösterir. Ben farklıyım, ben onlar gibi değilim; hem yetişkinlerden hem çocuklardan hem de akranlarından farklı olduğunu vurgulamak ister. Bu noktada ergen, anne ve babanın gözeten otoritesini ve koyduğu sınırları kabul etmeyip, kendi sınırlarını koymak isteyecektir. Bu, bir anlamda "sen ve ben farklı yerlerdeyiz" demenin bir biçimidir. Bu sınırlama, ergenin talebine, anne ve babanın neye izin verip vermeyeceğine dair net bir mesaj verdiğinde, ergenin içsel karmaşasına cevap vermiş olur. Bu da ergenin kimlik gelişimine yardımcı olur.

Daha Fazla

Diğer İçerikler

Seyahat

Seyahat

Hemofili ile Seyahat

Devamını Oku
Egzersiz

Egzersiz

Haydi Egzersiz Yapalım

Devamını Oku
Okula Giderken

Okul

Okula Giderken

Devamını Oku